Kırılgan bir Film

Korku filmlerine devammm... Geçen İspanyol sinemasının korku dünyasındaki yükselişinden söz etmişken hemen konuya uygun bir filmle devam edelim istedim. 2005 yapımı Fragiles, yönetmen Jalume Balaguero tarafından çekilmiş, başrollerde de Calista Flockhart ile Richard Roxburgh yer almakta. Flockhart zaten Ally McBeal ile herkeşler tarafından bilinmekte. Roxburgh kimdi diye düşünenler için referanslarımız Moulin Rouge'un Dük'ü ve Van Helsing'in Drakula'sı. Yok yine olmadı diyorsanız, buyrun...




Dönelim filmimize... Amy (Flockhart), İngiltere'nin kırsalında bir çocuk hastanesinde gece hemşiresi olarak işe başlar. Eski bir binadan oluşan hastane artık ihtiyaçları karşılamadığı için yavaş yavaş hastaları naklederek taşınma işlemi sürmektedir. Hastalardan biri olan Maggie geceleri uyumakta zorluk çekmektedir. Amy, Maggie ile ilgilenip sorunun ne olduğunu bulmaya çalışırken Maggie, Charlotte'tan korktuğunu söyler. Charlotte, hastanenin 1959 yılında kapatılan ikinci katında yaşayan mekanik bir kızdır. Dınınınnnnn...






Konu itibariyle çok tipik ve çok karşılaştığımız bir filmle karşı karşıyayız. Başrol karakterimiz yine öncesinde bir travma yaşamış, hayata "normal" insanlardan farklı bakan ve sonunda "bela"sını bulan bir kadın. Korku unsuru olarak yine bir çocuk sunulmakta. Film korkutuyor mu? İlla ki birden gaipten gelen seslerden ürküyorsunuz ama bize gerçek anlamda korkutucu bir öğe sunmamakta.

Benzer konularda işlenen yüzlerceeee filmden sonra artık çocuklu korku filmleri "yetti ama" dedirtiyor. Hemen hemen sonunu tahmin edebileceğiniz, sıkıcı ve tekdüze bir şekilde ilerliyor hikaye. İlk olarak Ring ile gerçek anlamda korkutucu olmayı başarabilmiş çoçuklu korku filmleri, sonrasında -belki dark water'ı ve orphanage'ı istisna tutabiliriz- tek düze bir hal aldı. Başrolde bir kadın, onun bir şekilde bağlandığı çocuk karakter ve çocuğa musallat olan kötü, hayalet çocuk. Artık bu üçgeni aşmak lazım sanki. Görünmeyen unsurun korkutuculuğunu son dönemde en iyi Paranormal Activity yansıtmıştı ki illa kopya çekeceklerse çekilmesi gereken film budur. Yoksa üst kattan düşen top, kendi kendine hareket eden oyuncaklar, "gırççç" diye açılan kapılar artık fazla alışılagelmiş ve klişe kaldı. Bütün bu klişeleri kendi konsepti içerisinde başarılı olarak kullanan American Horror Story'yi ayrı bir kenara koyarsak, diğer filmler açısından ana korkutucu öğe olarak bu klişelerin kullanılması filmlerin orjinalliğini zedeliyor; konu farklı bile olsa aynı kalba sokup, tek düze bir seyre neden oluyor.






Uzattım ama diyeceğim odur ki bu film olmamış. Belki İspanya'da geçse, başrol oyuncuları o hafif asabi İspanyolca ile konuşsa ve başrolde sundukları minik biraz daha egzantirik bir tip olsa izlediğimizden bir keyif alabilirdik. Ancak böyle, olmadı. Otur, sıfır!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gezi Notları : Kamerun - Yaounde

Gezi Notları: Bangladeş

Gezi Notları: Siena